Uykularım ve uydularım gitti artık. Nereye diye sormayı bıraktığım ise tazedir acısıyla..
Saatlerce oturdum mesela otogarda bu akşam ve gece. İzledim insanları, sevdim köpeği ve oynadım çocuklarla ama hiç biri bir anlam ifade etmedi içerimde benliğime ve en ürküten kısmı budur belkide.. Nefes aldığımın dahi farkında olamayışım istemsizce götümü tutuşturmadı değil. Tüm bunlar yaşanırken beynimin diğer bir köşesinde teklik ve kendi kendine yetebilme konusunda harıl harıl çalışmalarım vardı. Sonra kesildi tüm seslerim ve dönen çarkların sesleri gerek fiziki gerek manevi olarak. Soldu sonra renkleriniz zira renkler kadar azdır beklentim. Az olmasına karşın yanımda usulca gökyüzünün uçsuz ve sonsuz varlığında beraber uçabileceğim kişiler/kişi kaldıramadı anladığım kadarıyla..
Konumuz aşk yada acısı değil esasında. Tinsel varlığımın emin adımlar ile kayboluşu ve bu süreçte elimden bir sikin gelmeyişi.
Evet pek sevgili dostum, şuanda sadece yürüyen bir ölüyüm ve tek yapabildiğim bu şuan için. Ve kimse yok artık üç dakikadan fazla konuşabildiğim...
Daha güzel bir sabaha uyanmanız ve uzun bir süre görüşmememiz dileği ile..