28 Ocak 2017 Cumartesi

Çukurun Dışında Yaşamsallık.



Oturdum saatlerce ve amansızca bekledim.neyi beklediğimin pek bir önemi olmaksızın.. Etrafa göz uçlarımla göz gezdirdim yıllarca neye baktığımı hatırlamaksızın. Bekledim işte öylesine.. Duygusallıktan sıyrılıp hissiyatsızlaştım yalanına kandırdım insanları ama bunu yaparken çayımdan bir yudum aldım. Yaşamı sorguladım ki felsefeden anlamam ben. Varoluşum bir cezaysa ben bunu hak edecek ne yaptım diye sordum kuyuların içlerinde. Ya da hiç umursamamam gereken şeyleri kafama taktım diye mi bu salak saçma serzenişler. Çayımdan bir yudum daha alıp insanlara baktım. İnsanlar gülüp karşılıklı küfürleşmekte. Küfrü sevdiğimden gülümsedim bıyık altı. Sigaramı yaktım. Düşünüyorumda sabah uyanınca siktir git demediğimden çoğu insana. Yada daha sıkı sarılıp kalbimin ne kadar hızlı attığını hissettiremediğimden mi? 
Yok oldum dediğim an uyandım ki hala nerede ve ne yapmakta olduğum belirsizliğini korumakta. Algılayamadığım insanlar, ilginç yatak odaları ve saçmalıkla özene bezene düzülmüş hayatlar birleşiminden gelmekteyim diye düşünürken tam sigaram bitivermiş.
Hatırladım da eski sevgilim giderken 2 (iki) adet sigara saklamıştı bir yerlere. Ayrılırken verdi onları geri amacına hizmet etmesi için yakıp içeyim o zaman birini. Diğerini de duygusallık karşıt hareketiminin öncüsüne veririm. Bakarsın bir şeylerin bitişi bu kez işe yarar.. 

Deliler gibi içip dağıtanlarımız var aramızda! Kesin ve kızgın bir dille diyorum ki BANA DA VERİN, BEN DE İÇEYİM!
Bir örnekle anlat deseler mesela anlatacak örneği dahi bulamayacak yada götünden saçma örneklerle gelip kafamızı açacak insanları hayatımızın bir köşesine almaktan yorulmadık mı ? 
Ben yorulduğumu düşünmekte ve bu durumu en azami sayılara indirme çalışmalarına çokça önce başlamış bulunmaktayım ki şu sıralar "Lan acaba??" sorusunu pek çok kere sormuşumdur kendime. 
Hayır şimdi sevgiyi sikip güvensiz mi takılalım illa..

Yeni kararlar aldım gene.!. 
Açıklamasını yaptığım karar aynen şu şekilde açıklandı karşı tarafa.


Bunu alan kafamı sikseydim daha makbule geçer daha mantıklı olurdu. Hem sen neden kalkıp bunu karşıya iletiyorsun ki soktumun dünyasında? 
Bırak bilmeyiversin aq.
Neyse.. Acıktım galiba gideyimde bimden ucuzlu çikolata kamulayayım..


24 Ocak 2017 Salı

Kara Deliğe Doğru..



Şimdi anlatacaklarım ne benim ne de tanrının umurunda. O yüzden uyuklamanın yada tamamı ile sonlandırmanın zamanı diye düşünüyorum.
Başlayacağım herhangi bir konu yada başlık belirleyemedim..

Gene birinden hoşlanmaya başlamanın zamanı geldi dediğim an karşıma hemen birisi çıktı. Evet güzel bir şey olabilir bu olay lakin geçmişten edinilen çirkin tecrübeler ve hüzün dolu acılardan sonra düşünmeye itti bu durum. Zaten hatun kişisininde pek gönlü yok gibi anladığım kadarıyla. Düşlerde gezmeye başlayan ben tabii hemen gerçekliğin tokadını yedim anında. Tüm gün depresifliğin dibine vurmakla birlikte acabalarımla raks eyleyip, sonsuzluğa uzanan kara deliğe şöyle bir selam verdim. Kafam elimde, kara delik önümde, hayaller kafamın içinde ilerledim pek tabii. Sekiz bilemedin üç yıldız ışığı sonrası kafama takılan kancalar birer birer kopmaya başladı. O an anladım  demek ki sadece sarıldığın insanı sevmek değilmiş olay. Sarıldığında bazı boşluklarında dolması gerekmiş. Tabi ben bunları düşünürken bedenim fütursuzca yürümekte, dinlenmek hatta sigara içmek için dahi durmamakta. "Ne uzun yolmuş" dediğimi hatırlamaktayım en son... 
Gözlerimi açtığımda İğrençlik ve güzelliğin karmaşasında belki de göğsümde oluşan kara deliği doldurabilecek güce sahip olduğuna inandığım şahıs karşımda dikilmekteydi..
-"Neden" diye sorduğunda tek söyleyebildiğim,
-"Çünkü ve biraz belki" diyebildim dudaklarımın arasından sessizce.
Yineledi sorusunu daha kızgın olarak.
-"NEDEN ?"
-"Söyledim ya çünkü ve biraz belki ama daha öncesinde karanlığımı aydınlatışın ve seni düşlerken salak saçma sırıtışımda büyük ölçüde etkilidir belkide."
 Sakince suratıma baktı... "Senden bir bok olmaz artık anla şunu" ....
"Senden bir bok olmaz" demek ne kadar da kolay kimisine yada öylesine..
Yaşanmamış hikayelerim var, yaşayacağımız hikayeler ve maceralar belkide, Salak saçma hayaller ve iğrenç evlilik planları tüm bunlar neden başlamadan bitmek zorundaydı. Kim doğru yolda ilerlemekteydi yada hangimiz adam akıllı sevebilirdik diğerini..
Sonuç olarak başlamadan biten pek çok hayatlar gibi gene kendimizin ve önyargılarımızın kurbanı olarak can verdik o gece yanyana yatan iki insan olarak.. Ben öldüm belki bunu kimseler bilemez ama sende yaşıyosun diyemeyiz.. Bir de punk var. Benli kızım benim. O da seni çok sevmiş ama olmaz dedi ne diyeyim olduramayanlar yada tutunamayanlar olarak köşelere çekilip şarabın tadına bakmak düşer belkide biraz sigara yanına.. 

1 Ocak 2017 Pazar

Çokça Çirkinleşildi..

Sabah uykularımdan sonrasıydı belkide. Tam hatırlayamamakla birlikte pek bir mutluydum uyandığım için sonradan keşke uyanmasaydım demedim o gün için. Anlayacağınız güzel bir gündü benim için. Doktor kıçıma şaplak attı ağladım ama bok ve iğrençlik dolu dünyaya düştüğümü bilmediğimdendi mutlu oluşum. Saat 2'yi 1 geçmekte dünyada iğrençliklerle savaşmaktaydım. Kokuları burnuma değdikçe, burnum düşercesine sızlamaktaydı. Dediğim gibi doğduğumda mutluydum keza çocukluğumda da öyle. Sonra iğrenç insanlar tanıdım, tanımakla kalmayıp kimilerini de sevdim ki bence en büyük hatalar buradan başlamaktaydı. Ne diye kokusundan tiksindiğin birini seversin ki değil mi ama. Gençtim, hatalıydım ve daha yeni başlamaktaydı herşey. Sikile sikile sikmeyi öğrenirsin demişti bir keresinde salondaki avize ama anlamamıştım tabi o zamanlar. Şimdi yeni yeni düşmeye başladı hepsi ki pekte geç kalınmış sayılmaz bu tür olaylar için. Bir keresinde de dededen kalma radyo şöyle demişti 
-"Eğer olur da bir gün ölmek istersen git aşık ol"
İnsan düşünüyor " ulan neden ölmek isteyeyimki" diye lakin anlam veremiyor olaylara. Geçen gene Çam ağacı, çöpteki kedi, Aynadaki yansımam ve ben takılıyoruz. Çam ağacı çok içti tabi her zaman olduğu gibi başladı çocukluk aşkını anlatmaya. Kayınmış adı bunlar baya tohumken karşılaşmışlar ilk defa. Sonra 150 yaşını devirmiş çocuğun biri almış ekmiş bunları arka bahçesine. Filizlenmişler birlikte, çiçek açmışlar, büyümüşler anlayacağınız. Baya sevmişler birbirlerini hatta bizim Çam  iğnelerinden taçlar yaparmış hep Kayın'a. tam tamına 60 yılı devirmişler ki Çam bir sabah uyandığında Kayın'ı bulamamış yanıbaşında. Çam'ın köklerine sıkıştırılmış bir not.. "Seni hep sevdim lakin artık özgürlüğüme koşmak istiyorum lütfen beni affet." o gün bu gündür bizim Çam hep içer olmuş. Ama buna rağmen bir kere dahi somurtmamış hayata karşı.
Ulan dedim kaç senelik Çam bile sikilirken senin kalbin neden orospu olmasın. Dedim ya anlam kazanmaya başladı artık pek çok şey gibi bu olayda. Güzel dostlar biriktirmek lazımmış. Aile aslında hiç olamayacağın kadar güvende hissettirecek tek yermiş. Dünya boktan ama bazı insanlar boku püsürü nasıl temizlemesi gerektiğini bilirmiş. Öğreniyoruz yavaş yavaş kedi kardeş. Sence anca mırmır amına koyim.