Baştan aydınlatayım. Noktalama işaretleri yada ayrı yazılan şeylere dikkat etmeden içimdeki anarşiyi yazıya aktararak kuralsız ve özensiz yazacağım. Olur ya eski Dil bilgisi öğretmenim falan okursa diye. Sonuç Olarak Takıntılıysanız Kısaca SİKTİRİP GİDİNİZ!!.
Müzik şeyi bıraktım oraya Ella Fitzgerald'ın yutub miksi dinleyene.
Pişman değilim tabi bunlar için ama olmasalarmış KEŞKE. Sadece keşkelerde değildi olayların başlangıç çizgisinin çekildiği yer. Koca dünya bana dar gelirse ruhum nasıl sıkışmasın bedenimde yüzyıllar süren esaretlikte. Sıkıştırılmış rar dosyası misalinde bu iğrenç et çuvallarına doldurulduğumuz düşüncesi ise yıllardır kemirmekte beynimin tam orta yerini ki bu olay bambaşka bir konudur.
Nefes alıp vermeye aradığım ama bulamadığım halde amaç edinmelerim var misâlen Bugün platoniği olduğum kadın kişisinede bu amaçlardan yola çıkarak saçmaladım pek çok defa yaptığım gibi. Belki de en büyük hatam ve zayıflığım bu olaylardan beslenmektedir cehennem köpeğiymişçesine. Dedim ya keşkelerim her geçen salise tsunami olup üstüme geldiği sürece , Ruhum et yığını kabın içinde sıkışmaya devam ettiği sürece ve yağan her yağmur getirmeye devam ederse ilk sevişmemi YAŞAYAN AMA ÖLMEYİ UNUTAN PEK ÇOK ÖLÜNÜN ARASINDAN BİRİYİM SADECE.
Amaçsızca yaşamların devamında,
Geriye kalan tonlarca kemik yığınlarında,
Besin bulmaya çalışan mezar çiçeği kadar umutluyduk belki de o zamanlar.
Kitaplar okudum mesela. Kimsenin okumadığı ve asla okuyamayacağı bencilliğimde ötürü bana sadece bana ait olan kitaplar. Öğretilerini uygulamaya çalıştım en başlarda ama kendimi kestiğim hamamböceğinin kafasını yerken buldum, silkinip kendime geldikten sonra siktir etmeyi öğrendim. Küçük kitap cinlerime işte o an siktir çektim.
Sokakta yürürken kulaklarım farklı bir tınıyla orgazm oldu yıllar sonrasında. Kaynağını buldum tınının ve alıp yuttum müzik denilen varlığı o an acımadan hatta öyle ki feryatlarını dahi önemsemedim o an. Mağaramda müzikten aldığım özlüğüm ile çalmaya başladım ertesinde gecenin, çaldıkça orgazm olan kulaklarım beynimle şiddetli sevişmelerine devam etti. Zararlı çıkan beynim oldu bu durumdan ki sert sikilmek huyumdur derdi hep. Ama sikip giden her kadın arkasından en çok yarayı alan kalpti pek tabii. MÜZİK illetinden kurtulmaya semtin en elit semtlerine yola koyulmalıydım yoksa kulaklarım ve beynim kalbime daha fazla tecavüz edip zevk olgusunu yitirteceklerdi. 4 torbacı ve 7 memur geçtikten sonra vardım aleni bir ateş partisine ve uzatılan torbaları çektim ciğerlerime. Lazım olur yapıştırmaya posterleri yahut ayakkabı kenarlarını diyerek depoladım hepsini ciğerlerime. Meydancı bağırdı o sıra ''HAP VAR, CIGARA VAR, KİTAP VAR, ŞARAP VAR,'' durmadan tekrar eden bağırmalar sonrası önümde beliren şarabın içine attım müziğimi verdim sonraki yudumunu ateşe. Yaklaşan sarı siyah ışıklarla ürküp saklandık gökdelenerde ki dairelere. Gittiler mi diye bir ses duydum tablonun arkasından. Gitmediler diyip ebediyete kadar saklanmasını tembih ettim sesin yüz başlı sahibine ve evime doğru kafam pamuk gibi yol aldım.
.TO BE KONTİNYULARDA BUL BENİ.
Nefes alıp vermeye aradığım ama bulamadığım halde amaç edinmelerim var misâlen Bugün platoniği olduğum kadın kişisinede bu amaçlardan yola çıkarak saçmaladım pek çok defa yaptığım gibi. Belki de en büyük hatam ve zayıflığım bu olaylardan beslenmektedir cehennem köpeğiymişçesine. Dedim ya keşkelerim her geçen salise tsunami olup üstüme geldiği sürece , Ruhum et yığını kabın içinde sıkışmaya devam ettiği sürece ve yağan her yağmur getirmeye devam ederse ilk sevişmemi YAŞAYAN AMA ÖLMEYİ UNUTAN PEK ÇOK ÖLÜNÜN ARASINDAN BİRİYİM SADECE.
Amaçsızca yaşamların devamında,
Geriye kalan tonlarca kemik yığınlarında,
Besin bulmaya çalışan mezar çiçeği kadar umutluyduk belki de o zamanlar.
Kitaplar okudum mesela. Kimsenin okumadığı ve asla okuyamayacağı bencilliğimde ötürü bana sadece bana ait olan kitaplar. Öğretilerini uygulamaya çalıştım en başlarda ama kendimi kestiğim hamamböceğinin kafasını yerken buldum, silkinip kendime geldikten sonra siktir etmeyi öğrendim. Küçük kitap cinlerime işte o an siktir çektim.
Sokakta yürürken kulaklarım farklı bir tınıyla orgazm oldu yıllar sonrasında. Kaynağını buldum tınının ve alıp yuttum müzik denilen varlığı o an acımadan hatta öyle ki feryatlarını dahi önemsemedim o an. Mağaramda müzikten aldığım özlüğüm ile çalmaya başladım ertesinde gecenin, çaldıkça orgazm olan kulaklarım beynimle şiddetli sevişmelerine devam etti. Zararlı çıkan beynim oldu bu durumdan ki sert sikilmek huyumdur derdi hep. Ama sikip giden her kadın arkasından en çok yarayı alan kalpti pek tabii. MÜZİK illetinden kurtulmaya semtin en elit semtlerine yola koyulmalıydım yoksa kulaklarım ve beynim kalbime daha fazla tecavüz edip zevk olgusunu yitirteceklerdi. 4 torbacı ve 7 memur geçtikten sonra vardım aleni bir ateş partisine ve uzatılan torbaları çektim ciğerlerime. Lazım olur yapıştırmaya posterleri yahut ayakkabı kenarlarını diyerek depoladım hepsini ciğerlerime. Meydancı bağırdı o sıra ''HAP VAR, CIGARA VAR, KİTAP VAR, ŞARAP VAR,'' durmadan tekrar eden bağırmalar sonrası önümde beliren şarabın içine attım müziğimi verdim sonraki yudumunu ateşe. Yaklaşan sarı siyah ışıklarla ürküp saklandık gökdelenerde ki dairelere. Gittiler mi diye bir ses duydum tablonun arkasından. Gitmediler diyip ebediyete kadar saklanmasını tembih ettim sesin yüz başlı sahibine ve evime doğru kafam pamuk gibi yol aldım.
.TO BE KONTİNYULARDA BUL BENİ.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder